Günlerin En Sevimlisi Allah Rasûlü’ne En Yakın Olanıdır

Günlerin En Sevimlisi Allah Rasûlü’ne En Yakın Olanıdır

Hz. Âişe vâlidemiz babasının vefât ânında, Rasûlullah (s.a.v) Efendimiz’e duyduğu vuslat heyecanını şöyle ifâde eder:

“Vefât ettiği hastalığı esnâsında Babam Ebû Bekir’in yanına gir­dim. Bana:

«−Peygamber (s.a.v) Efendimiz’i kaç parça bez ile kefenlediniz?» de sordu.

«−Gömlek ile başlık olmaksızın, Yemen’in Sühûl beldesinde dokunmuş üç parça beyaz pamuk bez (sühûliye) ile kefenledik» dedim.

«−Nebî (s.a.v) hangi gün vefat etmişti?»

«−Pazartesi!»

«−Bugün günlerden ne?»

«−Pazartesi»

«−Benim vefatımın da şu an ile gece arasında vâkî olma­sını ümîd ediyorum!» dedi. (Akabinde:)

[«–Eğer bu gece ölürsem beni yarına bekletmeyiniz! Zîrâ benim için gün ve gecelerin en sevimlisi Rasûlullah (s.a.v)’e en yakın olanıdır!» dedi. (Ahmed, I, 8)]

Sonra Hz. Ebû Bekir (r.a), hastayken giymiş olduğu üzerindeki elbiseye baktı, elbisede biraz zâferân lekesi vardı:

«−Bu elbisemi yıkayın, iki bez daha ilâve edin ve beni bunlarla kefenleyin!» dedi. Ben:

«−Babacığım, bu elbise eski!» dedim. Hz. Ebû Bekir (r.a):

«−Diri olan kişi, yeni elbise giymeye ölüden daha çok hak sahibidir. Ölünün giydiği kefen ise kan ve irinle kirlenecektir» de­di.

Hz. Ebû Bekir (r.a), salı akşamına kadar vefat etmedi. (Tahmin ettiği gibi) Salı akşamı vefât etti ve sabah olmadan defnedildi.” (Buhârî, Cenâiz, 94; 70)

İki senedir hicran ateşiyle yanan Hz. Ebû Bekir (r.a), artık dayanılmaz hâle gelen bu gurbetten bir an evvel kurtulmak istiyordu. Bu esnâda Sünnet-i Seniyye’yi milim milim tâkip etmekten de geri kalmıyordu…