Ashâb-ı kirâmdan bâzıları bir gün muhterem vâlidelerimize sorarak Allah Rasûlü (s.a.v) Efendimiz’in ibâdetlerini öğrenmek istemişlerdi. Onlar da gördüklerini anlattılar. Efendimiz’in îtidâl üzere yapmış olduğu ibâdetlerini az gören bu kimseler kendi kendilerine:
“–Allâh’ın Rasûlü nerede, biz neredeyiz? Onun geçmiş ve gelecek günahları bağışlanmıştır.” dediler. İçlerinden biri:
“–Ben ömrümün sonuna kadar, bütün gece uyumaksızın namaz kılacağım.” dedi. Bir diğeri:
“–Ben de hayâtım boyunca gündüzleri oruç tutacağım, oruçsuz gün geçirmeyeceğim.” dedi. Üçüncü sahâbî de:
“–Ben de sağ olduğum müddetçe kadınlardan uzak kalacak, asla evlenmeyeceğim.” diye söz verdi.
Bir müddet sonra Peygamber Efendimiz (s.a.v) onların yanına geldiler ve kendilerine şu îkazlarda bulundular:
“–Şöyle şöyle diyen sizler misiniz? Sizi uyarıyorum! Allâh’a yemin ederim ki, ben sizin Allah’tan en çok korkanınız ve O’na en hürmetkâr olanınızım. Fakat ben bâzen oruç tutuyor, bâzen tutmuyorum. Gece hem namaz kılıyor hem de uyuyorum. Kadınlarla da evleniyorum. Benim Sünnet’imden yüz çeviren kimse, benden değildir.” (Buhârî, Nikâh, 1)
Başka bir rivâyette Hz. Ebû Bekir’in de böyle düşünenler arasında olduğu nakledilir. (Vâhidî, s. 207-208 [el-Mâide, 197]; Ali el-Kârî, el-Mirkât, I, 182-183)
Hz. Ebû Bekir (r.a), dini yaşama husûsunda büyük bir azim ve gayrete sahipti. Ancak Rasûlullah Efendimiz (s.a.v) ruhbanlığa müsaade etmeyerek, ashâbından kendi Sünnet’ini takip etmelerini istediler.