Bu Oku Tanıyan Var mı?

Tâif kuşatmasında bir ok gelerek Hz. Ebû Bekir’in oğlu Abdullah’a isâbet etmişti. Rasûlullah (s.a.v) Efendimiz’in vefatlarından kırk gün sonra da bu yara sebebiyle şehit olmuştu. Ebû Bekir (r.a) kızı Âişe vâlidemizin yanına girdi ve:

“–Kızım, (Abdullah’ın ölümüne çok üzülmüyorum,) sanki evimizden sadece bir koyun kulağı eksilmiş gibi hissediyorum. (Çünkü o Allah yolunda şehid oldu, neden üzüleyim ki?)” dedi.

Âişe (r.anhâ):

“–Kalbini sağlamlaştıran ve seni doğru yolda sâbit kılan Allah’a hamdolsun!” dedi…

Bir müddet sonra Sakîf heyeti yanına geldi. Abdullah’ı öldüren ok hâlâ Hz. Ebû Bekir’in yanındaydı. Oku onlara gösterdi ve:

“–Bunu tanıyan var mı?” diye sordu.

İçlerinden Sa’d bin Ubeyd:

“–O oku ben yonttum, arkasına tüyü ben taktım, kuyruğunu ben yaptım ve onu ben attım.” dedi.

Ebû Bekir (r.a) şöyle dedi:

“–Bu ok oğlum Abdullah’ı şehîd etti. Senin elinle ona şehâdet mertebesini ihsan eden ve onun eliyle seni îmansız öldürüp alçaltmayan Allah’a hamdolsun! O’nun muhafazası ne kadar geniştir.” (Hâkim, III, 543/6021; Beyhakî, es-Sünenü’l-kübrâ, IX, 167/18191)

Abdullah (r.a) şehîd olmuş, ona oku atan Sa’d (r.a) da daha sonra müslüman olarak ikisi de rahmet-i ilâhiyeye nâil olmuşlardır.