Müşrikler mağaranın ağzına kadar geldiklerinde endişeye kapılan Hz. Ebû Bekir, Allah Rasûlü’ne hitâben:
“–Ben öldürülürsem, nihâyet bir tek kişiyim, ölür giderim. Fakat Sana bir şey olursa, o zaman bir ümmet helâk olur.” diyordu.
Peygamberimiz ayakta namaz kılıyor, Hz. Ebû Bekir (r.a) de gözcülük yapıyordu. Efendimiz’e:
“–Şu kavmin Sen’i arayıp duruyorlar. Vallahi ben kendim için endişelenmiyorum. Fakat sana zarar vermelerinden korkuyorum.” dedi.
Rasûl-i Ekrem (s.a.v), yâr-ı ğâr’ına:[1]
“–Ey Ebû Bekir, mahzun olma! Hiç şüphesiz Allah bizimle beraberdir!” buyurdular. (İbn-i Kesîr, el-Bidâye, III, 223-224; Diyârbekrî, I, 328-329)
Bu tablo Hz. Ebû Bekir (r.a) için en büyük bir şeref levhasıdır. Çünkü Cenâb-ı Hak bu ânı Kur’an-ı Kerim’de zikrederek ebedîleştirmiş ve onun Allah Rasûlü’ne yardımcı olduğunu ilan etmiştir:
“Eğer siz O’na (Rasûlullah’a) yardım etmezseniz (bu önemli değil); O’na Allah yardım etmiştir: Hani, kâfirler onu, iki kişiden biri olarak (Ebû Bekir ile birlikte Mekke’den) çıkarmışlardı; hani onlar mağaradaydı; O, arkadaşına: Üzülme, Allah bizimle beraberdir, diyordu. Bunun üzerine Allah O’na (sükûnet sağlayan) emniyetini indirdi, O’nu sizin görmediğiniz bir ordu ile destekledi ve kâfir olanların sözünü alçalttı. Allah’ın sözü ise zaten yücedir. Çünkü Allah üstündür, hikmet sahibidir.” (et-Tevbe, 40)
[1] Yâr-ı ğâr: Mağara dostu mânâsına gelir ve Rasûlullah (s.a.v) ile Hz. Ebû Bekir’in hicret esnâsında Sevr Mağarası’ndaki beraberliklerini anlatır. Zamanla samîmî dostluklar için kullanılan bir darb-ı mesel hâline gelmiştir.