Cenâb-ı Hak şöyle buyurur:
“Kendilerine yara isabet ettikten sonra yine Allah’ın ve Rasûlü’nün dâvetine icâbet edenler, bilhassa da içlerinden ihsân ve takvâ sâhipleri için pek büyük mükâfât vardır.” (Âl-i İmrân, 172)
Hz. Âişe (r.a), Zübeyr’in oğlu Urve’ye:
“‒Ey kız kardeşimin oğlu! Baban Zübeyr ile deden Ebû Bekir, bu âyette bildirilen bahtiyar mü’minlerdendir” demiş ve şöyle devam etmiştir:
“‒Uhud günü Rasûlullah (s.a.v) sıkıntılar çekip yaralandığı ve müşrikler de geri dönüp gittikleri vakit Allah Rasûlü (s.a.v) onların tekrar Medine üzerine dönmelerinden endîşe ettiler. Ashâb-ı kirâma:
“‒Onların peşinden kim gider!” buyurdular.
Hemen onlardan yetmiş kişi bu dâvete icâbet etti ki, içlerinde Hz. Ebû Bekir (r.a) ile Zübeyr (r.a) de vardı.” (Buhârî, Megâzî 25)