Rasûlullah Efendimiz (s.a.v) Amr ibn-i Avf Oğulları arasında bir kavga çıktığını duydular. Aralarını bulmak için bir grup sahâbî ile birlikte oraya gittiler. Onları barıştırmak için bir müddet orada kaldılar.
Bu arada namaz vakti gelmişti. Bilâl (r.a), Hz. Ebû Bekir’e:
“–Ebû Bekir! Rasûlullah (s.a.v) gelemedi. Namaz vakti de girdi. İmam olup namaz kıldırır mısın?” diye sordu.
Hz. Ebû Bekir de:
“–Peki, istersen kılalım.” dedi.
Hz. Bilâl ezan okudu, Ebû Bekir (r.a) öne geçip tekbir aldı, müslümanlar da ona tâbi oldular.
Derken Rasûlullah Efendimiz (s.a.v) geldiler; safların arasından öne geçtiler. Bunun üzerine cemaat (Peygamber Efendimiz’in geldiğini imama haber vermek için) el çırpmaya başladı.
Ebû Bekir (r.a) namaz kılarken başını çevirip sağa sola bakmazdı. Cemaat durmadan el çırpınca dönüp bakmak zorunda kaldı. Yanında Rasûlullah (s.a.v) Efendimiz’i görüverdi. Rasûlullah (s.a.v), ona yerinde kalması için işaret ettiler. Fakat Ebû Bekir (r.a) ellerini kaldırarak Allah’a hamd etti ve arkadaki safa girinceye kadar geri gitti. O zaman Rasûlullah (s.a.v) de öne geçerek namazı kıldırdılar. Namaz bitince, cemaate dönerek şunları söylediler:
“–İnsanlar! Namazda bir durum meydana gelince niçin el çırpmaya başladınız? El çırpmak kadınlara mahsustur. Namazda bir durumla karşılaşan kimse «Sübhânallah» desin…”
Sonra Hz. Ebû Bekir’e dönerek:
“–Ebû Bekir! Yerinde kal diye işaret ettiğim halde niçin namazı kıldırmadın?” diye sordular.
Ebû Bekir (r.a):
“–Ebû Kuhâfe’nin oğluna Rasûlullah (s.a.v)’in önüne geçip namaz kıldırmak yakışmazdı” cevabını verdi. (Buhârî, Ezân 48, Amel fi’s-salât 3, 16, Sehv 9, Sulh 1, Ahkâm 36; Müslim, Salât 102)