Abdullah ibn-i Amr es-Sa’dî (r.a) şöyle anlatır:
“Hilâfeti esnâsında Hz. Ömer’in yanına vardım. Ömer (r.a):
«–Bana haber verildiğine göre, sen müslümanların işlerinden bir kısmını üzerine aldığın hâlde maaş verilince almak istememişsin (doğru mu)?» diye sordu.
Ben de: «Evet!» dedim. Bunun üzerine Ömer (r.a):
«–Niçin böyle yapıyorsun?» diye sordu.
«–Benim atlarım ve hizmetçilerim var. Hâlim vaktim iyidir, hayır üzereyim. Bana verilecek maaşın müslümanlara sadaka olmasını istiyorum.» dedim.
Ömer (r.a) şu açıklamayı yaptı:
«–Hayır! Böyle yapma! Çünkü bir ara ben de senin gibi düşünüyordum. Rasûlullah Efendimiz (s.a.v) ihsanda bulunduklarında:
“–Bu parayı benden daha muhtaç birine verseniz!” diyordum. Hatta bir seferinde Allah Rasûlü (s.a.v) yine mal vermişlerdi. Ben yine:
“–Bunu, benden daha muhtaç birine verseniz!” dedim. Efendimiz (s.a.v):
“–Sen bunu al, kendine mâl et, sonra istersen tasadduk et! Göz dikmediğin ve istekli olmadığın hâlde sana gelen böylesi malı al! Fakat böyle olmayan bir malın da peşine düşme!” buyurdular».” (Buhârî, Ahkâm 17, Zekât, 51; Müslim, Zekât 111; Nesâî, Zekât 94)