Leylâ Hâtun şöyle anlatır:
“Müslüman olduğumuz için Ömer bize çok kızıyordu. Habeşistan’a hicret etmek için yola çıkmaya hazırlandığımızda, ben devenin üstündeyken geldi ve:
«−Nereye gidiyorsunuz ey Ümmü Abdullah?» diye sordu.
«−Dinimizden dolayı bize eziyet ettiniz, biz de işkence görmeyeceğimiz bir yere gidiyoruz» dedim.
«−Allah sizinle beraber olsun!» dedi.
Zevcim Âmir gelince, Ömer ibn-i Hattâb’ın yumuşak tavrını ona anlattım.
O:
«−Galiba sen onun müslüman olmasını umuyorsun. Vallahi Hattâb’ın merkebi müslüman olur da o yine müslüman olmaz» dedi.
Hz. Ömer’den o zamana kadar görülen sertlik ve katı yüreklilik, kendisinin îmânından böylesine ümit kestirmişti.” (Heysemî, VI, 23-24)