Bir gün Rasûl-i Ekrem Efendimiz (s.a.v), Hz. Ömer’in üzerinde bir gömlek görmüştü:
“–Bu gömleğin yeni mi yoksa yıkanmış mı?” diye sordular.
Ömer (r.a):
“–Yeni değil, yıkanmış gömlektir yâ Rasûlallah!” deyince Efendimiz (s.a.v):
“–Yeni giy, hamd ederek yaşa, şehîd olarak öl! Allah seni dünyada ve âhirette gözünü aydın edecek çok güzel nimetlerle rızıklandırsın!” buyurdular. (Ahmed, II, 89. Krş. İbn-i Mâce, Libâs, 2)
Ömer (r.a) da:
“Allah’ım, beni yolunda şehîd olmak ve Rasûlü’nün beldesinde ölmekle bahtiyar kıl!” diye duâ ederdi. (Buhârî, Fedâilü’l-Medîne, 12)
Hz. Ömer’in kızı Hafsa (r.a) vâlidemiz der ki:
“Babamın bu duâsını işitince şaşırdım ve:
«–Bu nasıl olacak? (Hem Medîne’de ölmek hem de şehîd olmak istiyorsun!)» dedim.
«–Allah dilerse onu gerçekleştirir!» dedi.” (Ebû Nuaym, Hilye, I, 53; Taberânî, Evsat, III, 159)
Ömer (r.a) şehîd edilinceye kadar insanların bu husustaki şaşkınlığı devâm etmiş ve bunun nasıl tahakkuk edeceğini merâk edip durmuşlardır. (İbn Hacer, Fethu’l-Bârî, IV, 101)
Medîne-i Münevvere’de şehîd edilince, Cenâb-ı Hakk’ın, bu duâyı kabul ettiğini anladılar.