Bir defasında Abdullah ibn-i Ömer (r.a), Hz. Mikdâd’a ağır konuşmuştu. Ömer (r.a) bunu duyunca oğluna:
“–Eğer senin dilini koparmazsam bana da Ömer demesinler!” diye kükredi.
Hz. Ömer’in ciddi olduğunu gören hatırlı kimseler araya girerek ondan oğlu Abdullah’ı bağışlamasını ricâ ettiler.
Ömer (r.a) onlara şöyle dedi:
“–Bırakın, dilini koparayım da bundan böyle Allah Rasûlü’nün ashabından hiç kimseye dil uzatamasın![1] Ve bu, benden sonra tatbik edilecek bir âdet olsun da Allah Rasûlü’nün ashâbına sövenlerin dilleri koparılsın!” (Ali el-Müttakî, XII, 669/36023)
Zira Rasûlullâh (s.a.v) Efendimiz’e beslenen muhabbet, O’nun yakınlarını ve ashâbını da sevmeyi gerektiriyordu.