Arkalarını Dönüp Kaçacaklar

İbn-i Abbâs (r.a) şöyle buyurur:

“Peygamber Efendimiz (s.a.v) Bedir gü­nü:

«Allah’ım! Bize olan yardım sözünü ve zafer va’dini (ger­çekleştirmeni) istiyorum. Allah’ım, eğer (bu İslâm cemiyetinin helâkını) dilersen yeryüzünde bir daha Sana ibâdet edilmez!» diye ısrarla niyazda bulunuyorlardı.

Ebû Bekir (r.a), Peygamber Efendimiz’in elini tuttu ve:

«‒Yâ Rasûlallah, bu kadar ısrar yeter! (Kendinizi fazla yormayın!)» dedi.

Akabinde Rasûlullah (s.a.v):

«Yakında o cemiyet bozulacak, onlar arkalarını dönüp kaça­caklardır.»[1] âyetini okuyarak çadırdan dışarı çıktılar.” (Buhârî, Meğâzî, 4)

Hz. Ömer (r.a) şöyle buyurur:

“Bu âyet Mekke’de nâzil olduğu zaman kendi kendime:

«–Acaba hangi cemaat bozguna uğratılacak? Kime galebe çalınacak?» demiştim.

Bedir günü gelip de Rasûlullâh (s.a.v) Efendimiz’in bu âyeti okuduklarını işitince, hezîmete uğrayacağı bildirilen topluluğun Kureyş müşrikleri olduğunu anladım. Âyetin tefsîrini o gün öğrendim.” (İbn-i Sa’d, II, 25; İbn-i Kesîr, el-Bidâye, III, 312)

Mekke döneminde müslümanlar o kadar eziyet çekiyorlardı ki bir gün gelip de müşrikleri mağlup edecekleri hiç akıllarına gelmezdi. O zamanlar nâzil olan bu âyet-i kerîmenin de başka bir zaman ve mekândan, çok uzak ve farklı bir topluluktan bahsettiğini zannediyorlardı. Lâkin Allah Teâlâ her şeye kâdirdir ve kendi yolunda gayret edip çalışan kullarını zafere ulaştırır.


[1] el-Kamer, 45.