Fahr-i Kainât Efendimiz’i odasında ziyâret eden Ömer (r.a) şunları anlatır:
“Rasûl-i Ekrem’in huzûruna çıktım. Gördüm ki O, hasır üzerine yatmış, örgüler bedeninin bir tarafına iz bırakmıştı. Ayrıca hurma lifinden yapılmış deri bir yastık üzerine yaslanmaktaydılar… Gözümü kaldırıp odanın içine baktım. Allah’a yemin ederim ki orada üç deri postundan başka dikkati çeken hiçbir şey yoktu. Bunun üzerine:
«–Ya Rasûlallah! Allah’a duâ et de ümmetine genişlik versin. Rumlar ve İranlılar Allah’a ibâdet etmezlerken kendilerine fevkalâde zenginlik verilmiş, dünya onlara takdim edilmiş!» dedim.
Bu sözleri işiten Allah Rasûlü (s.a.v) yerinden doğrularak:
«–Sen de mi böyle düşünüyorsun ey Hattab oğlu! Şüphesiz onlar, iyi amellerinin karşılığı, kendilerine dünya hayâtında peşin verilen bir kavimdir» buyurdular.” (Buhârî, Nikâh, 83)
Bir başka rivayette Ömer (r.a), Rasûlullah (s.a.v) Efendimiz’in vücûdundaki hasır izlerini görünce ağlamış, Efendimiz’in, niçin ağlıyorsun, sorusuna da:
“–Ya Rasûlallah! Kisra ile Kayser’in ne şekilde yaşadığı malûm! Hâlbuki Siz Allah’ın Rasûlü’sünüz!” demiş, bunun üzerine Efendimiz (s.a.v):
“Dünyanın onların, âhiretin de senin olmasına râzı değil misin?” buyurmuşlar. (Müslim, Talâk, 31)