Ömer (r.a) şöyle buyurur:
“Üç şeyde Rabbime muvâfakat ettim:
«‒Yâ Rasûlallâh, Makâm-ı İbrâhîm’i namazgâh edinsek!» dedim. «Makâm-ı İbrâhim’i namazgâh edinin!»[1] âyet-i kerîmesi nâzil oldu.
Bir de hicâb (örtünme) âyeti: Bir gün Allah Rasûlü (s.a.v) Efendimiz’e:
«‒Yâ Rasûlallâh, emretseniz de pâk zevceleriniz hicâb (örtü) içine girseler. Çünkü iyi-fâcir her türlü insan onlarla konuşabiliyor.» dedim. Derken hicâb âyeti nâzil oldu.
Kezâ Nebiyy-i Ekrem (s.a.v) Efendimiz’in pâk zevceleri bir defasında kendisine karşı kıskançlık göstermek üzere ittifâk etmişlerdi. Onlara:
«‒Ne bilirsiniz, eğer sizi boşayacak olursa Rabbi belki size bedel ona sizden daha hayırlı zevceler verir!» dedim. Derken aynen bu şekilde âyet-i kerime nâzil oldu.[2]” (Buhârî, Salât, 32)