Utbe bin Ferkad anlatıyor:
Bir seferinde Hz. Ömer’e hurma ve yağdan yapılan birkaç sepet helva götürdüm. Bana bunların ne olduğunu sordu. Ben de:
“–İçlerinde yiyecek var, sana getirdim. Çünkü sabahtan akşama kadar insanların işleriyle uğraşıyorsun. Evine döndüğünde iyi bir gıdâ alarak kuvvetini muhâfaza etmeni istedim” dedim.
Ömer (r.a), sepetlerden birinin ağzını açtı ve:
“–Ey Utbe, Allah aşkına söyle! Bunlardan her bir müslümana bir sepet verdin mi?” diye sordu.
“–Ey Mü’minlerin Emîri! Kays Kabîlesi’nin bütün mallarını harcasam yine de her müslümana bir sepet helva veremem!” dedim.
Bu sefer Ömer (r.a):
“–Öyleyse bana da lâzım değil” dedikten sonra kuru ekmek ve sert etlerle yapılmış bir sahan tirit getirtti… Sonradan bana, etlerin iyi taraflarını uzaklardan gelen müslüman misâfirlere ikram ettiğini, sert yerlerini ve sinirlerini de kendisinin yediğini söyledi… (Ali el-Müttakî, XII, 627/35936)