Hadis Rivâyetinde Titizlik

Ebû Mûsa el-Eş’arî (r.a), Hz. Ömer’in kapısına gelip üç defa kapıyı çalmak suretiyle izin istedi. Kapının açılmaması üzerine geri döndü. Daha sonra kapıya çıkan Ömer (r.a), ona niçin daha fazla izin istemediğini ve geri dönmeyi tercih ettiğini sordu. Ebû Mûsâ (r.a) da:

“–Ben, Nebiyy-i Ekrem (s.a.v) Efendimiz’in:

«Sizden biriniz üç defa izin istediği hâlde kendisine izin verilmezse geri dönsün!” buyurduklarını işittim” dedi.

Bu sefer Ömer (r.a):

“–Bu söylediğin sözü Allah Rasûlü’nden işittiğine ve Rasûl-i Ekrem (s.a.v) Efendimiz’in böyle buyurduğuna dâir bana şâhit getir!” dedi.

Telaşa kapılan Ebû Mûsâ (r.a), sahâbîlerin bulunduğu meclise gelerek durumu anlattı. Orada bulunanlar şaşırarak:

“–Bunu yaşça en küçüğümüz bile bilir” dediler.

Yaşça en küçükleri olan Ebû Saîd el-Hudrî (r.a), Ebû Mûsâ (r.a) ile birlikte giderek Hz. Ömer’in huzurunda şâhitlik yaptı.[1]

Übeyy ibn-i Ka’b (r.a):

“–Rasûlullah (s.a.v) Efendimiz’in böyle buyurduklarını ben işitim. Ey İbnü’l-Hattâb! Rasûlullah (s.a.v) Efendimiz’in ashâbına azâb olma!” dedi.

Ömer (r.a):

“–Sübhânellâh! Ben bir şey işittim ve onu tahkik etmek, kesinleştirmek istedim!” dedi. (Müslim, Âdâb, 37)

Hz. Ömer’in bu tavrı, Allah Rasûlü’nün hadîs-i şerîflerinin ve Sünnet-i Seniyye’sinin bizlere kadar nasıl sağlam bir metod ve sistemle geldiğini göstermektedir. Ashâb-ı kirâm ve daha sonra gelen İslâm âlimeri, rivâyetlerin naklinde çok titiz davranmışlar, hadîs dinledikleri zâtların ilim ve ahlâkına son derece dikkat etmişlerdir.



[1] Bkz. Buhârî, İsti’zân, 13; Müslim, Âdâb, 33-37; Ebû Dâvud, Edeb, 127, 130.