Ey Râhib!

Bir gün Ömer (r.a) giderken yolu bir râhibin manastırına uğramıştı. Kenarda durup:

“–Ey râhib, ey râhib!” diye nidâ etti. Râhib yukarıdan başını uzatıp baktı. Ömer (r.a) ağlamaya başladı. Hem râhibe bakıyor hem de ağlıyordu. Çevresindekiler:

“–Ey Mü’minlerin Emîri, bu râhib sebebiyle sizi ağlatan nedir?” dediler.

Ömer (r.a) şu cevabı verdi:

“–Allah Teâlâ’nın, Kitâb-ı Kerîm’indeki «Çalışmış fakat boşuna yorulmuştur. Kızışmış bir ateşe atılır»[1] sözünü hatırladım. İşte beni ağlatan budur.” (İbnü’l-Cevzî, Menâkıb, s. 210)

Bu âyetlerde anlatılan kimseler vaktiyle dünyada çalışmışlar, iş yapmışlar, ibadet etmişler, fakat doğru yapıyoruz zannederek kâfir olup bâtıl yolda uğraştıklarından bütün amelleri boşa çıkmış, gayretleri hebâ olmuş, boşuna zahmet ve sıkıntı çekmişler, âhirette de azâba, zillete ve meşakkate düşmüşlerdir. Şu âyet-i kerîmeler de bu mânâyı ifade etmektedir:

“De ki: Size, (yaptıkları) işler bakımından en çok ziyana uğrayanları bildirelim mi? (Bunlar) iyi ve güzel işler yaptıklarını sandıkları hâlde, dünya hayatındaki çabaları boşa giden kimselerdir…” (el-Kehf, 103-104)



[1] el-Ğâşiye, 3-4.