Ne İhtiyacın Varsa Benden İste!

Ömer (r.a) der ki:

Biz Kureyşliler, kadınlara hâkim kimselerdik. Medine’ye geldiğimizde, burada kadınların erkeklere hâkim olduğunu gördük. Bizim kadınlarımız da onlardan öğrenerek böyle davranmaya başladılar. Bir gün hanımıma öfkelenmiştim, bir de ne göreyim, bana karşılık vermez mi! Bunu doğru bulmayıp onu azarladım. Bu sefer:

“–Beni niye azarlıyorsun? Vallahi Nebiyy-i Ekrem (s.a.v) Efendimiz’in zevceleri bile O’na karşılık veriyor, yanında mırıldanıyorlar. Hem onlar icabında küsüp gün boyu Rasûlullah (s.a.v)’i terk ediyorlar” dedi.

Hemen (Peygamber Efendimiz’in hanımlarından kızım) Hafsâ’nın yanına gidip:

“–Rasûlullah (s.a.v)Efendimiz’e sen de karşılık veriyor, ona karşı söyleniyor musun?” diye sordum.

“–Evet” dedi.

“–Sizden biri gün boyu akşama kadar ona küsüyor, yanına varmıyor mu?” dedim.

“–Evet” dedi.

“–Sizden kim böyle yaparsa büyük zarar eder, hüsrâna uğrar. Hanginiz, Rasûlü’nün öfkesi sebebiyle Allah’ın gazabına uğramaktan emin olabilir? Şayet böyle yaparsanız helâk olursunuz. Sakın Rasûlullah (s.a.v) Efendimiz’e karşılık verme! Dünyalık bir şeyler isteyerek O’nu sıkıntıda bırakma! Ne ihtiyacın varsa benden iste!” dedim. (Müslim, Talak, 34)

Ömer (r.a), bu sözleri arasında:

“O sizi boşarsa Allah O’na sizden daha hayırlısını verir” demişti. Onun bu sözlerine muvâfık olarak şu âyet-i kerime nâzil oldu:

“Eğer o sizi boşarsa Rabbi ona, sizden daha hayırlı, kendini Allah’a veren, îmân eden, sebatla itaat eden, tevbe eden, ibadet eden, oruç tutan, dul ve bâkire eşler verebilir.” (et-Tahrîm, 5) (Buhârî, Talak, 32; Tefsîr, 2/9; Tahrim, 1; Müslim, Fedailu’s-sahâbe, 24)

Cenâb-ı Hak, muhtereme vâlidelerimizi dünya ile Allah, Rasûlü ve âhiret arasında muhayyer bırakmıştı. Onlar da istisnâsız Allâh’ı, Rasûlü’nü ve âhireti tercih ettiler. Dünyalık peşinde koşmadılar, kifâyet miktarı mal ile yetindiler.