Mesrûk anlatıyor:
Ömer ibnü’l-Hattâb (r.a), Rasûlullah (s.a.v) Efendimiz’in minberine çıkarak:
“–Mehrin 400 dirhemden fazla olduğunu hiç bilmiyorum” dedi ve indi.
Kureyş’ten bir kadın:
“–Ey Mü’minlerin Emîri, 400 dirhemden fazla mehir vermeyi insanlara yasakladın mı?” diye sordu. Ömer (r.a):
“–Evet” dedi.
Bu cevap karşısında kadın:
“–Allah Teâlâ’nın Kur’an-ı Kerîm’de: «Siz onlardan birine kantar kantar mehir vermiş olsanız bile, verdiğinizden bir şey almayın…»[1] buyurduğunu duymadın mı?” dedi.
Durumu anlamakta gecikmeyen Ömer (r.a):
“–Allah’ım, beni bağışla! Bütün insanlar Ömer’den daha âlim” dedikten sonra tekrar minbere çıkarak:
“–Ey insanlar! Ben size 400 dirhemin üzerindeki mehri yasaklamıştım. Artık kim ne kadar isterse malından o kadar mehir versin!” dedi. (İbn-i Hacer, Metâlib, II, 4, 5)
Çeşm-i insaf gibi kâmile mîzân olmaz,
Kişi noksânın bilmek gibi irfân olmaz.