Bir gece vaktiydi. Hz. Ömer (r.a), mûtâdı olduğu üzere Medîne sokaklarını gezmekteydi ki, ansızın durakladı. Önünden geçmekte olduğu evde geçen bir tartışma dikkatini çekmişti. Bir anne, kızına:
“–Kızım, yarın satacağımız süte biraz su karıştır!” demekteydi.
Kız ise:
“–Anneciğim, halîfe süte su karıştırılmasını yasaklamadı mı?” dedi.
Anne, kızının sözlerine sert çıkarak:
“–Kızım, gecenin bu saatinde halîfe süte su kattığımızı nereden bilecek?!.” dedi.
Gönlü Allah sevgisi ve korkusu ile dipdiri olan kız, şu muhteşem cevabı verdi:
“–Anneciğim! Halîfe görmüyor diyelim, Allah da mı görmüyor?..” dedi.
Allah muhabbeti ve korkusuyla dolu temiz bir gönle sahip olan bu nezihe kızın cevabı, Hz. Ömer’i son derece duygulandırdı. Emîru’l-Mü’minîn, onu oğluna gelin olarak aldı. Bu gelinin kızından ise Beşinci Halîfe olarak zikredilen meşhûr Ömer ibn-i Abdülazîz (r.a) doğdu. (İbnü’l-Cevzî, Sıfatü’s-safve, II, 203, no: 202)
Kıyâmet günü mazlûmun zâlimden alınmadık hiçbir hakkı bırakılmaz. Hattâ süte su katan kimseye, sudan ayırması için sütü çevirmesi emredilir.[1]
Ebû Hüreyre (r.a), süte su karıştırıp satan bir kişiye rastlamıştı. Ona:
“‒Kıyâmet günü sana: «Suyu sütten ayır!» denilirse hâlin nice olur!» buyurdu. (Beyhakî, Şuab, VII, 231/4927)