Dirâyet tefsiri, rivayetlere münhasır kalmayıp Arap dili ve edebiyatı, dinî ve felsefî ilimler ile çeşitli müspet ilimlere dayanılarak yapılan tefsirdir. Buna “Re’y Tefsiri”, “Maʻkûl Tefsir”, “Bi-Tarîkı’d-Dirâye Tefsir: Dirayet yoluyla tefsir” de denir.[1] Zehebî’nin ifadesine göre re’y ile tefsir müfessirin Arap sözlerini, konuşma şekillerini, Arapça lafızların mânalarını ve delâlet vecihlerini bildikten sonra, cahiliye devri şiirinden de faydalanarak nüzul sebeplerine vâkıf olarak Kur’ân âyetlerinin nâsih ve mensûhunu ve müfessirin muhtaç olduğu diğer konuları bildikten sonra Kur’ân’ı içtihat ile tefsir etmekten ibarettir.[2]
Bir âyet hakkında onu açıklayan bir âyet, bir hadis ve sahabe sözü bulunmadığı takdirde, tabiî olarak re’y ve içtihatla tefsir yoluna gidilir. Bu durumdaki müfessirin, tefsir usûlüne göre kendisi için şart olan ilimleri öğrenmiş olması lazımdır. Aksi takdirde, mücerret re’y ile yapacağı tefsir, makbul olmadığı gibi büyük bir vebali de muciptir. Çünkü tefsir bir bakıma Allah adına söz söylemektir.