D. DİRAYET TEFSİRİ’NDEKİ YERİ

Dirâyet tefsiri, rivayetlere münhasır kalmayıp Arap dili ve ede­biyatı, dinî ve felsefî ilimler ile çeşitli müspet ilimlere dayanılarak yapılan tefsirdir. Buna “Re’y Tefsiri”, “Maʻkûl Tefsir”, “Bi-Tarîkı’d-Dirâye Tef­sir: Dirayet yoluyla tefsir” de denir.[1] Zehebî’nin ifadesine göre re’y ile tefsir müfessirin Arap sözlerini, konuşma şekillerini, Arapça lafızların mânalarını ve delâlet vecihlerini bildikten sonra, cahiliye devri şiirinden de faydalanarak nüzul sebeplerine vâkıf olarak Kur’ân âyetlerinin nâsih ve mensûhunu ve müfessirin muhtaç olduğu diğer konuları bildikten sonra Kur’ân’ı içtihat ile tefsir etmekten ibarettir.[2]

Bir âyet hakkında onu açıklayan bir âyet, bir hadis ve sahabe sözü bu­lunmadığı takdirde, tabiî olarak re’y ve içtihatla tefsir yoluna gidilir. Bu du­rumdaki müfessirin, tefsir usûlüne göre kendisi için şart olan ilimleri öğrenmiş olması lazımdır. Aksi takdirde, mücerret re’y ile yapacağı tefsir, makbul olmadığı gibi büyük bir vebali de muciptir. Çünkü tefsir bir bakıma Allah adına söz söylemektir.


[1] Bilmen, Büyük Tefsir Tarihi, I, 107-108; Cerrahoğlu, İsmail, Tefsir Usûlü, Ankara 1991, s. 230.

[2] Zehebî, Muhammed Hüse­yin, et-Tefsîr ve’l-müfessirûn, Beyrut, ts., I, 13-15; Cerrahoğlu, Tesir Usûlü, s. 213-214.