7. Vefatı

Hz. Ebû Bekir 13 yılı Cemâziyelâhir ayının başında (Ağustos 634) hastalanınca sahabilerle hilafet meselesini istişare etti ve Hz. Ömer’i halifeliğe teklif ederek Hz. Osman’a bir ahidnâme yazdırdı. Kızı Âişe’ye, vefat edince maaşının geri kalan kısmını beytülmâle iade etmesini ve Rasûlullah’ın kabrinin yanına defnedilmesini vasiyet etti. Cenazesinin eski elbiseleriyle kefenlenmesini[1], karısı Esmâ bint Umeys tarafından yıkanmasını ve oğlu Abdurrahman’ın ona yardım etmesini istedi. 22 Cemâziyelâhir 13 (23 Ağustos 634) tarihinde altmış üç yaşında[2] vefat etti. Cenaze namazını Hz. Ömer kıldırdı. Hz. Ömer, Hz. Osman, Talha b. Ubeydullah ve oğlu Abdurrahman tarafından kabre konuldu.[3] Kızı Hz. Âişe’ye, “Eğer bu gece ölürsem beni yarına bekletmeyiniz! Zira benim için gün ve gecelerin en sevimlisi Rasûlullah’a en yakın olanıdır!” diye vasiyet ettiği[4] için, salı akşamı vefat ettiği halde sabah olmadan gece defnedildi.[5]

Son sözlerinin:

تَوَفَّن۪ى مُسْلِمًا وَاَلْحِقْن۪ى بِالصَّالِح۪ينَ

“…(Allâh’ım!) Canımı müslüman olarak al ve beni salihler zümresine ilhâk eyle!”[6] âyet-i kerimesi olduğu nakledilir.[7]

İbn Ömer’e göre Hz. Ebû Bekir’in vefatına sebep olan şey, onun Rasûlullah’ın vefatından dolayı kalbinde hissettiği derin üzüntüdür. O, Allah Rasûlü’nün vefatına o kadar üzülmüştü ki, vücudu eriye eriye iyice zayıfladı ve nihayet vefat etti.[8]

Zehirlenerek öldürüldüğüne dair iki rivayet vardır ancak Zehebî birinin “mürsel”, diğerinin ise râvîlerinden birinin “metrûk” olduğunu söylemiştir.[9]



[1] Buhârî, Cenâiz, 94; 70.

[2] Enes (r.a) şöyle der: “Rasûlullah (s.a.v) altmışüç yaşında vefat etti, Hz. Ebû Bekir altmışüç yaşında vefat etti, Hz. Ömer altmışüç yaşında vefat etti” (Müslim, Fedâil, 114).

[3] Bkz. İbn Asâkir, XXX, 13; İbn Hacer, el-İsâbe, IV, 150; Ebû Nuaym, Maʻrifetü’s-sahâbe, I, 28-29; Fayda, “Ebû Bekir” mad., DİA, X, 104.

[4] Ahmed, I, 8.

[5] Buhârî, Cenâiz, 94; 70.

[6] Yûsuf 12/101.

[7] İbnü’l-Esîr, el-Kâmil, II, 263; Kevserî, Muhammed Zâhid (v. 1952), İrğâmu’l-merîd, İstanbul, 1328, s. 23.

[8] Hâkim, III, 66/4410 (Zehebî senedinin “vâhî” olduğunu söylemiştir); İbn Asâkir, XXX, 408; Süyûtî, Târîhu’l-hulefâ, s. 81.

[9] Hâkim, III, 66-67/4411, 4212. Hz. Ebû Bekir’in hayatıyla ilgili şu kaynaklara da bakılabilir: Şiblî, Mevlânâ, Asr-ı Saadet, trc. Ömer Rıza Doğrul, sad. Osman Zeki Mollamehmedoğlu, İstanbul, 1974 (4. cild); Akkâd, Abbâs Mahmûd, Abkariyyetü’s-Sıddîk, Kâhire: Dâru’l-Hilâl, 1375/1955; Sarıçam, İbrahim, Hz. Ebu Bekir, Ankara: Türkiye Diyanet Vakfı, 2013; Nedvî, Seyyid Süleyman, Hazreti Ebubekir, trc. Beyhan Demirci – M. Sait Konar – Ahmet Karataş, İstanbul: Timaş Yayınları, 2005; Meczûb, Muhammed, Meşâhidü min hayâti’s-Sıddîk, Dâru’l-İʻtisâm, 1398/1978; Hüseyin, Tâhâ, eş-Şeyhân, Kâhire, 1397/1977; Sâmirrâî, Tâhâ Hamdûn, el-Halifetü’l-evvel Ebû Bekir es-Sıddîk, Bağdâd, Dâru’l-Basrî, 1388/1969; Şelebî, Mahmûd, Hayâtü Ebî Bekir, Beyrut: Dâru’l-Cîl, 1979; Muhammed b. Abdirrahman, Ebû Bekir es-Sıddîk efdalü’s-sahâbe ve ehakkuhum bi’l-hilâfe, Dâru’l-Kâsım, 1417/1996; Hamdî, Mecdî, Ebû Bekir racülü’d-devle, Riyâd: Dâru Taybe, 1415; Makdisî, Ebü’l-Kâsım Ali b. Balaban (v. 684/1285), Tuhfetü’s-sâdık fî fedâili Ebî Bekir es-Sıddîk, thk. Muhyiddin Müstu, Dımaşk: Dâru İbn Kesir, 1988.