Hz. Ebû Bekir ve Ömer[1], insanlar Kur’ân’ın hem tertibini öğrensinler hem de ezberleyebilsinler diye namazlarda uzun uzun Kur’ân okurlardı. Ebû Bekir (r.a) bilhassa sabah namazlarında kıraati çok uzun tutardı. Enes b. Mâlik’in nakline göre o Ebû Bekir’in ardında bir sabah namazı kılmıştı. Ebû Bekir, Bakara sûresini okumaya başladı ve iki rekâtta onu bitirdi. Namaz bitince Ömer (r.a) ayağa kalkıp; “Allah seni affetsin, neredeyse selam vermeden evvel güneş doğacaktı!” dedi. Ebû Bekir de; “Eğer doğsaydı bizi gafil bulmazdı” diye cevap verdi.[2]
Yine Enes’in rivayetine göre Hz. Ebû Bekir sabah namazında Âl-i İmrân sûresinin tamamını okumuş, namaz bitince sahabiler; “Neredeyse güneş doğacaktı!” demişler, o da: “Eğer doğsaydı bizi gafil olarak bulmazdı” cevabını vermiştir.[3]
İlk halifelerin namazlarda uzun sûreler okumaları, ibadet niyeti yanında âyetlerin ve sûrelerin tertibini tam olarak bilmeyen yeni Müslümanların bunları iyice öğrenmeleri ve Kur’ân bilgilerini artırmaları için olmalıdır.
[1] Beyhakî, es-Sünenü’l-kübrâ, I, 558; Tahâvî, Ebû Ca’fer Ahmed b. Muhammed b. Selâme el-Ezdî el-Hacrî el-Mısrî (v. 321/933), Şerhu Meâni’l-âsâr (I-V), thk. Muhammed Zührî en-Neccâr – Muhammed Seyyid Câd el-Hak, haz. Yûsuf Abdurrahman el-Mar’aşlî, Âlemü’l-Kütüb, 1414/1994, I, 180. Amr b. Meymûn’un anlattığına göre Hz. Ömer hançerlendiği sabah, safları düzelttikten ve aralarındaki boşlukları tam olarak doldurduktan sonra öne geçip tekbir getirerek namaza başladı. İlk rekâtte cemaat toplanıncaya kadar, muhtemelen Yûsuf veya Nahl sûresini veya bunlara mümasil bir sûre okudu. Rükûye gitmek üzere tekbir getirmişti ki, o esnada hançerlendi (Buhârî, Ashâbu’n-Nebî, 8; Cenâiz, 96; Cihâd, 174; Tefsir, 59/5, Ahkâm, 43).
[2] Şâfiî, el-Ümm, VII, 241; Abdürrazzak, Musannef, II, 113, 114. Krş. İbn Ebî Şeybe, Musannef, I, 310; Beyhakî, es-Sünenü’l-kübrâ, II, 544; Tahâvî, Şerhu Meâni’l-âsâr, I, 181, 182.
[3] Beyhakî, es-Sünenü’l-kübrâ, I, 557.