Kur’ân-ı Kerim, anlaşılıp yaşanmak üzere gönderilmiştir. Rasûlullah (s.a.v) Kur’ân’ı anlayarak okumaya teşvik ederek şöyle buyurmuştur: “Kur’ân’ı üç günden az bir zamanda okuyup bitiren kişi onu hakkıyla anlayamaz!”[1] Bu sebeple ashâb-ı kiram bir araya gelip oturduklarında, öncelikle Kur’ân-ı Kerim ile meşgul olur, onu okur ve anlamaya çalışırlardı. Ya içlerinden biri bir sûre okur veya birinden bir sûre okumasını talep ederlerdi.[2]
Hz. Ebû Bekir Kur’ân’ın tefsir edilmesine ve bu Yüce Kitab’ın doğru bir şekilde anlaşılmasına çok önem verirdi. Hatta “Kur’ân’ın bir âyetinin iʻrâbını yapmak (izah edip onu anlamaya çalışmak), bana, bir âyeti sadece ezberlemekten daha güzel gelir” derdi.[3] Yine Ebû Bekir ve Ömer (r.a); “Kur’ân’ın bir kısmını iʻrab etmek, onun bazı hurûfunu (lafzî okunuşunu) ezberlemekten daha çok hoşumuza gider” demişlerdir.[4]
Aslında bu genel olarak ashab-ı kiramın anlayışıdır. Onlar Kur’ân’ın tefsir edilmesine, anlaşılıp anlatılmasına çok önem verirlerdi. Mesela İbn Mesʻûd: “Bizden biri on âyet öğrenince mânalarını öğrenmeden ve onlarla amel etmeden başkalarına geçmezdi”[5] demiştir. Onun bir başka sözü de şöyledir: “Kim ilim istiyorsa Kur’ân’ın mânalarını tefekkür etsin, tefsiri ve kıraati üzerinde yoğunlaşsın. Zira onda öncekilerin ve sonrakilerin ilmi mevcuttur.”[6] Yine ona ait olan; “Kur’ân’ı okuyun, kalplerinizi onunla harekete geçirin! Düşünceniz, bir an evvel sûrenin sonuna varmak olmasın”[7] sözü de Kur’ân’ı çok okumaktan ziyade onu anlamaya yönelmek gerektiğini göstermektedir. Kûfe ekolüne mensup muhaddis ve fakih tâbiî Mesrûk b. Ecdaʻın haber verdiğine göre Abdullah b. Mesʻûd, bu sözlerin gereğini bizzat kendisi tatbik eder, talebelerine bir sûre okur, sonra onun hakkında konuşur ve gün boyu o sûreyi tefsir ederdi.[8] Ebû Vâil bunun diğer bir misalini şöyle haber verir: “Hz. Ali (r.a), İbn Abbas’ı bir hac mevsiminde vazifelendirmişti. İbn-i Abbas hacılara Bakara veya Nûr sûrelerinin tefsirini yaparak öyle bir hitabette bulundu ki, Rumlar, Türkler ve Deylemliler bunu dinleselerdi mutlaka müslüman olurlardı.”[9] Sika olan hadis imamlarından Ebû Cemre (v. 127/744); “Ben Kur’ân-ı Kerim’i çok hızlı okurum. Üç günde Kur’ân’ı hatmediyorum” dediğinde hocası İbn-i Abbas; “Bir gecede üzerinde tefekkür ve tedebbür ederek ve hakkını vererek tertil üzere sadece Bakara sûresini okumak, bana senin şu okuyuşundan daha hoş gelir” demiştir.”[10] Yine bir kişi, Zeyd b. Sâbit’e gidip, Kur’ân-ı Kerim’in bir haftada hatmedilmesi hususunda ne düşündüğünü sormuştu. O da; “İyi olur” dedikten sonra şöyle devam etti: “Fakat ben onbeş veya yirmi günde bir hatim yapmaktan daha çok hoşlanırım. «Neden?» diye sorarsan, bu takdirde Kur’ân üzerinde iyice düşünüp mânalarını daha iyi anlayabilirim.”[11]
Bu konuyla ilgili sahabeden daha fazla nakiller yapmak mümkündür. Ancak zikrettiğimiz bu rivayetlerin yeterli olduğunu düşünüyoruz. Verilen bu bilgilerde görüldüğü üzere ashab-ı kiramın genel kanaati mânasını düşünmeden kuru bir okuyuş değil, ibadet olarak Kur’ân’ı tilavet etmekle birlikte daha çok onu anlayıp tefsir etme yönünde idi. Hz. Ebû Bekir de bunların başında gelmektedir. Ancak onlar bunu bilerek ve usulüne uygun bir şekilde yapmak gerektiği üzerinde dururlardı. Sahih nakle ve şartlarına uygun tutarlı bir ictihada dayanmayan re’y ve indî telâkkilerle Kur’ân hakkında konuşmaktan şiddetle sakınırlardı. İleride bu konuya temas edilecektir.
[1] Ebû Dâvûd, Vitr, 8/1390; Tirmizi, Kirâât, 11/2949; Dârimî, Salât, 173. Elbânî “sahih” olduğunu söylemiştir.
[2] Hâkim, I, 172/322.
[3] İbn Vehb Ebû Muhammed Abdullah b. Vehb b. Müslim el-Mısrî el-Kureşî (v. 197/813), Tefsîru’l-Kur’ân mine’l-Câmiʻ li’bn Vehb (I-III), thk. Miklos Muranyi, Dâru’l-Ğarbi’l-İslâmî, 2003, III, 43; İbnü’l-Enbârî, Muhammed b. Kâsım b. Muhammed b. Beşşâr, Ebû Bekir (v.328), Îzâhu’l-vakf ve’l-ibtidâ’ (I-II), thk. Muhyiddin Abdurrahman Ramazan, Dımeşk: Matbûâtü Mecmaʻi’l-Lüğati’l-Arabiyye, 1390/1971, I, 23.
[4] İbnü’l-Enbârî, Îzâhu’l-vakf ve’l-ibtidâ’, I, 20.
[5] Taberî, Tefsîr, I, 80.
[6] Beyhakî, Şuab, III, 347/1808; Heysemî, VII, 165.
[7] Beyhakî, Şuab, III, 407. Krş. İbn Ebî Şeybe, Musannef, II, 256/8733.
[8] Taberî, Tefsîr, I, 81.
[9] Taberî, Tefsîr, I, 81; İbn-i Kesîr, I, 8.
[10] Abdurrezzak, Musannef, II, 489; Beyhakî, Şuab, III, 406.
[11] Muvatta’, Kur’ân, 4; İbn Abdilberr, Ebû Ömer Cemâlüddîn Yûsuf b. Abdillâh b. Muhammed b. Abdilberr en-Nemerî (v. 463/1071), el-İstizkâr (I-IX), thk. Sâlim Muhammed Atâ – Muhammed Ali Muavviz, Beyrut: Dâru’l-Kütübi’l-İlmiyye, 1421/2000, II, 477.