Nuayman’ın Şakası

May 19, 2016 in Hz. Osman (r.a)'dan 111 Hayat Ölçüsü

Mahreme bin Nevfel (r.a), Medine’de bulunuyordu. Âmâ ve yaşlı bir zât idi. Tam 115 yaşındaydı. Bir gün Mescid’de kalktı, dışarı çıkıp küçük abdestini bozmak istedi. Şaka ve esprileriyle tanınan Nuayman (r.a), hemen yerinden fırlayıp Mahreme’nin yanına geldi. Onu Mescid’in bir kenarına çekerek:

“–İşte buraya yap” dedi.

Mahreme de oraya oturdu ve abdestini bozmaya başladı. İnsanlar ona bağırıp çağırmaya başladılar. Tuvaletini bitiren yaşlı zât:

“–Beni buraya kim getirdi, kahrolasıca!” dedi.

Ona:

“–Seni buraya Nuayman getirdi” dediler.

Zavallı ihtiyar:

“–Bana yaptığını Allah da onun başına getirsin” diye beddua ettikten sonra:

“–Şâhid olunuz, adağım olsun, eğer ben onu elime geçirirsem, şu bastonumla öyle bir vuracağım ki, ölünceye kadar unutamayacak” dedi.

Bu hâdisenin üzerinden bir müddet geçti ve Mahreme de olanları unuttu. Birgün Hz. Osman (r.a) Mescid’in bir kenarında namaz kılarken Nuayman, Mahreme’nin yanına giderek:

“–Nuayman’dan intikam almak istiyor musun?” dedi.

Önceki hâdiseyi hatırlayan Mahreme:

“–Evet, nerdeyse beni ona götür” dedi.

Nuayman, kolundan tutarak Mahreme’yi Hz. Osman’ın arkasından yaklaştırıp:

“–İşte Nuayman budur” dedi.

Hz. Osman (r.a), namaz kılarken öyle bir huşû hâline bürünürdü ki, hiç bir şeyden haberi olmazdı. Mahreme iki eliyle asasını tuttu ve bütün gücüyle Hz. Osman’ın kafasına indirdi. Hz. Osman’ın kafası yarıldı. İnsanlar:

“–Sen ne yaptın. Mü’minlerin Emîri’ne vurdun” dediler.

Bu hâdiseyi işiten Zühreoğulları Nuayman’dan intikam almak istediler, fakat Hz. Osman (r.a) onlara:

“–Nuayman’ı bırakın! Allah cezâsını versin, o Bedir ashabındandır” diyerek affetti. (İbn Abdilber, el-İstîâb, III, 1380; IV, 1528-1529 Kandehlevî, Hayâtu’s-sahâbe, III, 128-129)

Bedir Gazvesi’ne katılan ashâb-ı kirâmın ayrı bir yeri vardır. Çünkü onlar “Bedr’in Arslanları” idiler ve şanları âfâkı sarmıştı. Cenâb-ı Hak, Kur’ân-ı Kerîm’de onları medhetmiş ve günahlarını affettiğini bildirmişti. Bu sebeple Peygamber Efendimiz (s.a.v) ve ashâb-ı kirâm, Bedir Ashâbı’na farklı muâmele etmişlerdir.